Aşkı Kağıda Yazma Denemeleri
Spor dönüşü aşk kağıda yazılır mı yazılmaz mı diye düşünürken, yan şeritten geçen kamyona takılıyor gözüm; Selvi Boylum Al Yazmalım filminden Türkan Şoray ve Kadir İnanır'ın fotoğrafı var, altında da "Unutma, hiçbir şey yarım kalmış aşk kadar can yakmaz gülüm" yazıyor. Tebessüm ediyorum, böyle denk gelişleri seviyorum.
Evin önüne arabayı park edip arabadan inerken bu sefer de yan arabadaki TUS farmakoloji kitabı takılıyor gözüme. Bu sefer de "Aşık olacağımız yaşları şu kitaplarla heba ettik" diye iç geçirip efkarlanıyorum. Biraz da aşk yazalım diye geçiyorum masanın başına. Sahi, yarım kalmış bir aşk hikayem bile yok, tamamlanmış hiç yok, o aşikar :D
"Aşık olduğun bir zamanı hatırlıyor musun?" diyor, nasıldı? Evet, uzun süredir üstüne düşünmemiş olsam da hatırlıyorum. Zihnin hep onunla meşgul, tüm dünyanın merkezinde o var. Dünyanın en harika varlığı o gözünde, en iyi insanı o. Sanki tüm şarkılar ona yazılmış, tüm şiirler onu anlatıyor. Sevilmeye değer tek kişi o, sanki bir daha başka hiç kimseyi sevemezsin gibi...
Onu biraz daha fazla görebilmek için verdiğin çabalar, sırf onun geçeceği koridordan geçmek için atılan fazla turlar, isminin geçtiği yerde bile kalbinin yerinden çıkacak gibi olması... Aşk bence insana yaşadığını hissettiren bir duygu; o olmadan hayat hep bir tık eksik, bir tık cansız gibi.
Bir insanı hesapsız kitapsız sevebilmek, onu sadece güçlü tarafları ile değil tüm yaraları, tüm falsoları ile kabul edebilmek çok büyük ve büyülü bir şey bence. Aşk aslında varlığın sebebi. Belki de bu yüzden dolu dizgin bir aşk yaşamadan bu dünya misafirliğini tamamlamak istemiyorum. Bu duyguyu tadanların çok nasipli olduklarını düşünüyorum. Bir insan birini sevebiliyorsa aslında tüm alemi seviyordur.
Her adımın hesaplanarak atıldığı, aşkın bile taktiklerle tanımlandığı bu çağda o büyülü aşk bir gün bizim de kapımızı çalar belki, kim bilir? Bu arada seviyorsan gururu, maskeleri, taktikleri evde bırakıp git konuş bence, çünkü zaman aleyhimize işliyor :)