Hayatımın biraz daha içe döndüğüm bölümünden merhaba. Dışa dönük olmazsan hayatta kalamadığın bu dünyada gittikçe kalbimin gerçek sesinden uzaklaştığımı farkettim. Ben de artık herkes gibiydim. Kalabalıklara karışıyor, onların sevdiği muhabbetlere dahil oluyor, onlardan biriymişim gibi davranıyordum. Tabi bu çok uzun gitmedi bir yerde alarm vermeye başladı vücudum. Duyguları dinlememenin, hıza ayak uydurmanın bedelini ödüyordum. Sonra bazı adımlar attım eski alışkanlıklarımı hatırladım, yazma tutkumu hatırladım, okuma tutkumu hatırladım. Dijital dünya herkes gibi beni de içine hapsetmişti sonsuz ekran kaydırmalar, dizilerle kendini uyuşturmalar artık bir son bulmalıydı. Dizi izlemeyi çok azalttım ve daha seçici olmaya karar verdim popüler diye tükettiğim içeriklerin ruhuma zarar verdiğini farkettim. Sosyal medya uygulamalarına zaman sınırlaması getirdim. Kendime bir dolma kalem aldım ve 4 aydır yeniden yazı yazmaya başladım. Birden her şey netleşmeye başladı, duygu ve düşüncelerimi yazı ile somut hale getirmek kendimin daha çok farkına varmamı sağladı. Karanlık yönlerimi görmemi sağladı ve bu durumdan fazlası ile memnunum. İnsan arada kalbini kontrol etmezse akışta kaybolup gidiyor ve bu bizim ilk ve tek hayatımız rasgele harcamayacak kadar değerli ve kısa. Bu blogu açma ilhamını ise When the Wheather is Fine dizisinden aldım. Kendi içime baktığım anları burda da paylaşmak istiyorum. Belki bu sayede sosyal medya kullanımım da daha da azalır. Belki dizi bitince onun yorumunu da buraya yazarım. Bu arada gecenin iyi geçmesi düşündüğümüzden daha önemli dizide de bahsettiği gibi blog ismim o yüzden ordan esinle good night notes :) Güzel yemekler yiyelim, güzel kitaplar okuyalım, güzel insanlarla karşılaşalım, güzel şeyler söyleyelim, güzel geceler geçirelim :) Kötülüğün bu kadar aleni olduğu bu dünyada güzelliği çoğaltalım :) Herkes kalbine dönüp bakmakla başlayabilir bence :) See you next time şimdiden good night :)